Psiko Sosyal Hizmet

AileAİLE

Aile toplumun en küçük birimi ve en temel yapı taşıdır. En küçük kurumu, en önemli sistemidir. Toplumlar varlığını, gelişip uygarlaşmasını, birlik ve beraberliğini, kültürünü, köklü ve sağlam yapıya sahip ailelere borçludur. Çocuğun fiziksel olduğu kadar psikolojik ve sosyal gelişimi de öncelikle içinde büyüdüğü ailede şekillenir. Sağlam ve güvenli aile ortamında büyümeyen çocukların psiko sosyal gelişimi de olumsuz etkilenir. Aile içindeki ilişkiler, iletişim şekli, aile bireylerinin rol ve statüleri, anne – baba figürü çocuğun gelişimi ve rol seçiminde etkili olmaktadır ve çocuğun kişilik gelişiminde de aile çok önemli paya sahiptir. Günümüzün ailesi çekirdek aile dediğimiz anne, baba ve çocuklardan oluşmaktadır. Geniş anlamda Türk ailesinde anne, baba, amcalar, halalar, teyzeler, dayılar, dede, babaanne ve(ya) anneanneyi de içerebilmektedir. Aile bireylerinin yeme-içme, barınma, sevgi ve şefkat, güven ve güvenlik gibi ihtiyaçlarının karşılandığı ilişkilerin yaşandığı bir ortamdır. Gene modern toplumda özellikle endüstrinin gelişmesi ve kadının üretime katılmasıyla ekonomik anlamda asgari düzeyde olsa bile kendine yeter hale gelmesiyle boşanmaların artması ve çeşitli sebeplerle anne ya da babanın terk ya da ölümü sonucu parçalanmış aileler var. Ailenin parçalanması çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yapmakla birlikte bazen parçalanma kaçınılmazdır ve hatta aile istismarcı anne ya da baba varsa bu ayrılma çocuğun sosyal gelişimi için daha faydalı bile olabilmektedir. Özellikle çocuğun çok küçük yaşlarda kreş ve anaokulları ile tanışmasının kaçınılmaz olduğu günümüzde ailenin de işlevlerinde önemli değişiklikler olmaktadır. Ayrıca Türkiye için belki daha pek gündemde olmamakla birlikte gelişmiş ülkelerde gerek erkeklerin evlilik olayına yanaşmak istememeleri gerekse kadınların çeşitli sebeplerle evlenmeden çocuk sahibi olmak istemeleri sonucu baba figürüyle tanışmayan çocukların sayısı hızla artmaktadır. Sanayi toplumu her ne kadar ailenin bir çok işlevini okullara yüklese de çocuğun psiko sosyal gelişiminde ailenin rolü önemini korumaktadır. Ve özellikle güven ve sevgi kavramlarının profesyonel bakımda hiç bir zaman bakımda verilenin yerini alamayacağı uzun yıllara dayanan gözlem ve deneyimlerimizle sabittir. İleriki zamanlarda aile yaşamının ruh sağlığımız üzerindeki önem ve etkilerini, aile bireyleri arasındaki ilişkiler ve çatışmaları, çocuk yetiştirme yöntemleri, eğitim ve disiplin, aile içindeki çatışmaların sorun haline gelmeden nasıl çözümlenebileceği gibi her yaştan ve her eğitim düzeyinden aile bireylerinin ilişkilerini konu edinmeyi amaçlıyoruz. Bu konulardaki görüş ve eleştirilerinizi lütfen bizimle paylaşın.


Aile içi şiddet ne midir?

Hepimiz biliyoruz ki zorbalıktır ...


  • Düşünün ... bütün zamanınızı bir zorba ile yaşıyorsunuz, fakat onu terk etmekten çok korkuyorsunuz.

  • Düşünün ... gece uyumaktan korkuyorsunuz, sabah uyanmaktan korkuyorsunuz.

  • Düşünün ... yemekten, ısınmaktan ya da uyumaktan mahrum ediliyorsunuz.

  • Düşünün ... yumruklanıyorsunuz, tokatlanıyorsunuz, vuruluyor, dövüyorsunuz, çimdikleniyor ve tekmeleniyorsunuz.






İstismar Edilen Yakınınız, Arkadaşınız, ya da İş Arkadaşınız İçin Güvenlik Planı

Çev. I. Artan

Partneri Tarafından İstismar Edilen Yakınınız, Arkadaşınız, ya da İş Arkadaşınız İçin Güvenlik Planı /

 Bu plan araştırma sonuçlarına bağlı olarak geliştirilmiştir. Kurbanların büyük çoğunluğu kadın olduğundan bu güvenlik planını kurbanın kadın ve istismarcının erkek olduğu varsayımı ile yazdık. Bununla birlikte, kurbanlar ve failler her iki cinsten olabilir ve aile içi şiddet aynı cins ilişkilerde de olabilmektedir.

 Unutmayın: Siz Onun (kurban) için Oradasınız

1)     Kurbanı yargılamayın (onun konumunda değilsiniz).

2)     Kurbana terk etmesi gerektiğini söylemekten kaçının (Halihazırda terk etmesi gerektiğini biliyor fakat terk edebileceği hissiyatına sahip değil); bunun yerine güvenli planı tartışın

3)     Kurbana istismarcının, bir ‘ayı’ olduğu, onu asla sevmediğiniz gibi şeyler söylemeyin (Bu tür sözler kurbanın sizden uzaklaşmasına veya onu istismarcıyı savunmaya sevk edebilir).

 

 


Aile İçi Şiddet

Aile İçi Şiddet Nedir? / Çev. I. Artan

Aile içi şiddet güç ve kontrolün sistematik örneği olarak eşlerden birinin diğerine karşı kasıtlı gözdağı, fiziksel saldırı, vurma, seksüel saldırı ve/veya diğer istismarcı davranışıdır. Bu fiziksel şiddeti, seksüel şiddeti, psikolojik şiddeti ve duygusal istismarı içermektedir. Aile içi şiddetin sıklığı ve şiddeti dramatik olarak çeşitlilik gösterir; fakat, aile içi şiddetin değişmeyen bir parçası eşlerden birinin sürekli bir şekilde diğer eş üzerinde güç ve kontrolünü sürdürmesidir.

Aile içi şiddet yaşına, ekonomik statüsüne, seksüel uyumuna, cinsiyetine, ırkına, dinine, ya da milliyetine bakmaksızın her toplumda bireyler üzerinde salgın etkisine sahiptir. Genellikle duygusal olarak istismarcı ve kontrol etme davranışına eşlik eder ki bu sadece hâkimiyet sağlama ve güç ve kontrolün sistematik kalıbının bir parçasıdır. Aile içi şiddet fiziksel yaralanma, psikolojik travma ve hatta bazı vakalarda ölümle bile sonuçlanabilir. Aile içi şiddetin fiziksel, duygusal ve psikolojik yıkıcı sonuçları kuşaktan kuşağa geçebilir ve ömür boyu etkileri sürebilir.

 


Carol Anderson

Aile Psikoeğitimi: Dr. Carol Anderson ile Söyleşi

Bugünkü podcastte Carol Anderson ile konuştum, O, Gerry Hogarty ile birlikte, aile bazlı yaklaşımı geliştirdi, bu yaklaşıma göre şizofren insanlarla çalışma Aile Psikoeğitimi olarak adlandırılmaktadır. Sadece Aile Psikoeğitimi ciddi ruhsal hastalığı olan insanların yaşamını geliştiren elle tutulur tek yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Amerikan psikiyatri birliğine göre, şizofren kişiler ailelerle psikoeğitime katıldıklarında, ilaç tedavisini sürdürürken, nüksetme ve işsizlikte çok önemli bir azalma var. Bugünkü podcastte, Carol psikoeğitim tedavisinin 5 aşamasını tanımlamakta, psikoeğitim ve diğer aile terapi formları arasındaki farkı anlatmakta, aile psikoeğitim tedavisi hakkında bazı anekdotlar sunmakta ve aile psikoeğitiminin nasıl yapıldığı ile ilgilenen insanlar için bazı bilgiler sunmaktadır.

Dr. Carol Anderson Pittsburgh Üniversitesi Sağlık Merkezinde Psikiyatri ve Sosyal Hizmet profesörüdür. Onun halihazırdaki araştırması ruh sağlığı bakımına erişim, hizmetlere erişimde engeller ve düşük gelirli annelere ve tedavideki diğer müracaatçıların sorunlarını kavramaya odaklaşmaktadır. O, aile terapisi alanında, üretken bir yazardır, Amerikan Aile Terapisi Akademisi Başkanlığı yapmıştır ve alandaki seçkin yazılarından dolayı ulusal ödüller kazanmıştır. 40’ın üzerinde makalenin ve birçok kitabın yazarı veya ortak yazarıdır, şunlar dahil; Women in Families, Mastering Resistance, Families and Schizophrenia, and Flying Solo. O aynı zamanda Pennsylvania Eyaletinin Seçkin Kızıdır (Distinguished Daughter of the State of Pennsylvania).

 



 

Görsel Değerlendirme Araçları: Culturagram – Dr. Elaine Congress ile Söyleşi

Bugünkü podcastte Dr. Elaine Congress ile onun kendi geliştirdiği Culturagram hakkında konuştuk. Elaine ile Culturagrami nasıl ve neden geliştirdiği, Culturagram’in on değerlendirme alanı ve sosyal hizmet uzmanlarının hizmetlerini geliştirmek için culturagrami nasıl kullanabileceklerine dair konuştuk.

Culturagram hakkında konuşmamız sırasında Elaine yabancı kültüre adaptasyon ve asimilasyon arasındaki farktan söz etti.

Dr. Congress Fordham Üniversitesi Sosyal Hizmet Lisansüstü Okulunda profesör ve dekanıdır. O, Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IFSW) Birleşmiş Milletler ekibindedir ve Birleşmiş Milletlerin STK Göçmen Komiteleri ve Dünya Yerli Halklarının On yılı ekibinin üyesidir. Ek olarak Etik Konularda Kuzey Amerikanın IFSW Asıl Komite temsilcisidir. Dr. Congress’in kültürel çeşitlilik ve sosyal hizmette etikte çok sayıda yayını vardır, son yayınlanan Social work with immigrants and refugees: Legal issues, clinical skills, and advocacy ile birlikte 6 yayının yazarıdır. Dr. Congress sosyal hizmet alanına başladığında ilk önce göçmenlerle doğrudan uygulayıcı olarak, süpervizör olarak, ve Brooklyn’de toplum ruhsağlığı kliniğinde yönetici olarak çalıştı. Orada Portorikolu, Meksikalı, Karayibli ve Merkez ve Güney Amerikalı Latino göçmenlerle çalıştı. Onun çeşitli Latino müracaatçılarla deneyimleri onu Culturagrami geliştirmeye sevk etti ki bu da uygulayıcıları farklı kültürel zeminlerden gelen aileleri bireyselleştirmelerine yardım etmektedir. Her ne kadar culturagram çoğunlukla göçmen ve sığınmacılarla çalışma bağlamında tartışılıp uygulansa da, herhangi bir kültüre ait olmadığı “kültürsüz” olduğu düşünülen çoğunluk kültürüne ait insanlarla kullanıldığında harika etkileri olabilir

 





Devlet yoksa Töre


Devlet Yoksa Töre Vardır / I. Artan

Bir toplumda düzenin sağlanması ve sürdürülmesi, sosyal yapının korunup geliştirilmesi, özel ve tüzel kişilerin varlığını koruyabilmesi ve gelişip üretebilmesi modern anlamda devlet sistemine, bu sistemin işler olmasına bağlıdır. Toplumun üyeleri devlete güven duyduğu oranda devlet sistemini benimser ve kuşku duyduğu oranda sistemin beklenti ve yaptırımlarına karşı tavır almaya veya direnmeye çalışır. Bir toplumda kurallar ne kadar açık seçik ise, toplumda kişilerin tavır ve davranışları karşısında yaptırımlar kişilerin etnik kökeni, inanç sistemi, sosyoekonomik statüsüne bakılmaksızın sadece yasaların öngördüğü şekilde ve adilce uygulanırsa devlet sistemi toplumda benimsenir. Dolayısı ile toplumda bireysellik ve demokrasi de bu bağlamda kabul görür, insanlar sürü halinde yaşamak, hayatta kalmak için guruplar halinde hareketler sergilemek yerine enerjilerini bireysel düzeyde kendilerini geliştirmeye harcarlar. Bugün modern toplumlarda bunu çok somut olarak gözlemleyebiliyoruz. Buna karşın devlet sisteminin pek oturmadığı, veya farklı etnik grupların var olduğu ve sıkça el değiştiren coğrafyalarda ise insanların birbirlerine daha çok kenetlendiğini, sorunlarının çözümü için devlet kurumlarına müracaat etmek yerine genellikle kendi yöntemleri ile çözümlemeyi tercih ettiklerini görürsünüz. Çünkü buralarda devlet etkin değil veya devlet adına farklı çıkar grupları korunup kollanmaktadır, dolayısı ile de devlete karşı bir güvensizlik vardır. Aslında töre bir çeşit hukuk sistemidir –Uzun yıllara ve deneyimlere dayanan bir hukuk sistemi. İhtiyaçtan doğmuştur. Kurallar çok katıdır. Toplumun üyeleri bu kuralları aslında çok iyi bilir.

Güvenlik insan yaşamında beslenme, barınma kadar önemli bir faktördür. İnsanlar yaşamlarını ve geleceklerini güvence altına almak isterler. İşte bu güvenceyi sağlayacak bir sisteme ihtiyaç vardır. Devletin olmadığı veya ulaşamadığı toplumlarda (topluluklarda) bu güvenceyi binlerce yıldan beri sağlayan sistemdir töre. Sıcak evlerimizde televizyonlarımızdan izlediğimiz magazin haberlerinden vahvahlanarak lanetlediğimiz o töre bizim düşündüğümüz gibi üç beş cahil ya da yobazın ortaya koyduğu infaz kararlarından ibaret değildir. Ve belki de o infaz kararlarına zemin hazırlayan, bir yerde o haberi günlerce farklı açılardan reyting (rating) için gündemde tutan o televizyon kanallarının da kendi katkılarını gözden geçirerek bu toplumsal suçun ortadan kaldırılması yönünde en azından neler yapabileceklerine dair sorumluluk alarak ellerini taşın altına koymalarının zamanı geçmek üzeredir.

Devlet kendi varlığını vatanın her karış toprağında adil bir şekilde hissettiremediği sürece, bölgede tek gücün ve hakimin kendisi olduğunu, her bir vatandaşın koruyucusu, kurtarıcısı ve sorgulayıcısının da kendisi olduğunu somut bir şekilde ortaya koyamadığı sürece yanlış, amacından sapmış ve üyelerine yarardan çok zarar getiren bir biçimde işlese de töre varlığını devam ettirecektir. Ve ne yazık ki biz her töre cinayetinin ardından lanetler yağdıracak sonra da her olay gibi cehalet deyip geçeceğiz



Aileder Yönetim Kurulu Başkanı SHU Fatih Kılıçarslan İle rapörtaj: “Türkiyede Aile Değerleri”

 

Her değişim kriz faktörüdür. Kriz normal bir süreçtir. Eğer yönetilemezse çatışma ortaya çıkar. Günümüzde aile içi çatışmalar, değişimin getirdiği krizin sonucudur. Kadının eğitim düzeyinin yükselmesi, meslek sahibi olması evlendikten sonra eşler arası rol paylaşımını etkilemiş eğer erkek bu değişime uygun sorumluluk almakta zorlanıyor ise eşler arası uyum ve güç çatışması artmıştır. Yapılan araştırmalara göre, evliliklerin ilk beş yılında %40 oranında boşanmaların görülüyor olması, ailenin ilk evresinde çiftlerin ilişkilerinde meydana gelen değişimi yönetmede, krizi çözmede yeterli düzeyde bilgi ve tecrübeye sahip olmadıklarını gösteriyor. Eşler arası uyum sorunları yaşayan çiftler, ailenin çocukluk ve ergenlik evrelerinde çocuklarıyla iletişim güçlükleri yaşamayı sürdürüyorlar.




 

Kumar Bağımlılığı; Her ev bir kumarhane!

Fatih Kılıçarslan

Eşler arası iletişim çatışması çocuğu adım adım zararlı alışkanlıklar yöneltir!

Eşler evlilik yaşantısında bir ahenk sağlayamazsa, ilişkilerini duygusal anlamda uyumlu yürütemezse, bu durum çocukların doğumuyla birlikte ortaya çıkan anne ve babalık rolüne de olumsuz yansır.

Eşler arasındaki iletişim sorunları, boşanmış anne-baba sorunları neticesinde çocuklar psikolojik olarak etkilenmektedir. Böylece anne-babasının çatışma alanı haline gelen çocuk onlardan uzaklaşmakta, eşler kendi aralarındaki çatışma ve problemi çocuk üzerinden gidermeye çalışmaktadır. çocuk, sorunun bir parçası haline gelmektedir. Anne-baba arasında işbirliği, uyum yoksa eşler ilişki problemlerini çocuklar üzerinden gidermeye çalışıyorlar. çiftlerin çocuklarını kendi sorunlarının parçası etmeleri çocukları duygusal, ruhsal ve kişilik gelişimi olumsuz etkileyebilmektedir

 


 

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE YANLIŞ UYGULAMALAR / I. Artan

Aile içi şiddet ve özellikle de kadına yönelik şiddet toplumuzun en önemli sorunlarından biridir. Ancak özellikle son yıllarda kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı konularında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır. Özellikle toplumda gerekli altyapı çalışmaları yapılmadan yapılan yasal düzenlemeler ve çeşitli programlar ve eğitim yoluyla kurumların aileye müdahalelerinin toplumda aile içi rol kargaşalarının yaşanmasına, hak ve özgürlükler konusunda bilinç ve beklenti farlılıklarının artmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısı ile bu durum eşler arasında çatışmalara neden olmaktadır.

Kadın ve çocuklar üzerinde her türlü hakka sahip olduğunu, onlara istediği gibi muamele edebileceğini, bu anlamda kimsenin kendisine müdahale etme hak ve yetkisi olmadığı inancına sahip olan ve de fiziksel olarak, töresel olarak, otorite olarak aile içinde ve toplumda en çok güce sahip olan babanın aile içinde şiddete başvurma sıklığını arttırmaktadır. “Ya benimsin, ya toprağın” felsefesi ile hareket eden erkek kadına yönelik şiddetinde kendisini haklı göstermek için, bu yola namusunu (onuru) korumak için başvurduğunu söylediğinde toplumda eyleminden dolayı da ayrıca saygınlık kazanmaktadır.

Bu bağlamda başta milli eğitim bakanlığı olmak üzere bazı kurumların aile eğitim programları geliştirdikleri, bu programlarla birtakım insanları eğittikleri (!) ve bu kişilere ailelere müdahale yetkisi vererek sahaya gönderdikleri bunun için dikkate değer kaynaklar ayırdıkları bilinmektedir. Doğrusu bu eğitim programlarının içerik olarak birçok bakımdan faydalı sayılabilecek bilgilerle donatılmasına rağmen uygulamada çok büyük riskler içerdiğine, aile kurumuna ciddi anlamda zarar verebilecek, aile üyelerini yanlış bilgilendirebilecek ve yönlendirebilecek riskleri beraberinde taşıdığı gerçeğinin göz ardı edildiğine inanmaktayım. Aile eğitimi programlarının eğiticiler tarafından kimlere ve ne şekilde verildiği incelendiğinde sizlerin de bu kaygılarıma hak verebileceğinizi düşünmekteyim.

Aileye müdahale ehliyetsiz kişilerin alanda gerekli altyapıya sahip olmayan insanlara belli kural ve kalıpları ezberleterek bunların aynısını aktarma beklentisi ile sahaya göndermek şeklinde değil ancak alanda uzman olan, aile ile çalışma bilgi, beceri ve yeterliliğine sahip özel eğitimli kişiler tarafından ve onların da bağlı olduğu üst düzey süper vizyonla yürütülmesi gerekmektedir.


 

Yağmur Adamdan Bugüne Otizm

O Sadece Yağmur Adam Değil Artık / I. Artan

(Otizm)

Yetişkin otizm dünyasını bize tanıştıran klasik Tom Cruise / Dustin Huffman filmini hepimiz hatırlarız. Yağmur adam (Rain Man) otizmin şiddetli etkilerini taşıyordu çünkü onun çocukluğunda otizmin tedavisi henüz yoktu.

Otizm tüm ana babaların duymaktan korktukları bir kelimedir. Son yıllarda otistik çocuk sayısı hızla artış göstermektedir. Bu hızlı artan vaka sayısına karşılık öte yandan otizmin teşhis ve tedavisine yönelik gelişmeler de dikkate değer ölçülerdedir. Özellikle erken teşhis gerek tedavi bakımından gerekse etkilerinin azaltılması bakımlarından oldukça önemlidir.

Otizm nedir?

Otizm beynin iletişim, davranış, sosyal etkileşim, öğrenme, hissetme ve motor koordinasyonu işlevlerinin bulunduğu bölümündeki nörolojik ve medikal bir bozukluktur. Otizm her bireyde farklı yönlerden ve çeşitli derecelerde etkiye sahiptir. Bazıları sadece birkaç otistik özellik gösterirken diğerleri otistik özelliklerin birçoğunu ya da tamamımı taşıyabilir. Çeşitli genetik, medikal, çevresel, beslenmeye bağlı, bulaşıcı faktörler bu nörolojik bozukluğa sebep olabilir.

Otizm belirtileri, otizm çeşitleri ve fazlası...

 


 

Beden imgesi

Beden imgesi kendinize baktığınızda neler düşündüğünüz ve ne hissettiğinizdir. Aynı zamanda başkalarının sizi nasıl gördüğüne ilişkin sizin düşüncelerinizdir.

 

Beden İmgesi / I. Artan

(Siz ve Aynalar)

Beden imgesi kendi görünümünüze ilişkin düşüncelerinizdir. Pozitif beden imgesine sahip olmak, çoğunlukla kendinizi doğru görmeniz, bedeniniz hakkında kendinizi rahat hissetmeniz ve görünüşünüz hakkında olumlu hislere sahip olmanızdır.

Beden imgesi ile mücadele oldukça yaygındır, kim olduğunuzun hiç bir önemi yoktur.

Olumsuz beden imgesine sahip olmak yeme ve egzersiz bozukluklarına neden olabilir

Hepimiz beden imgesine sahibiz. Hepimiz görünüşümüze dair hislere sahibiz. Bizim görünüşümüz hakkında başkalarının ne düşündüğüne dair fikirlerimiz var. Fiziki imgeniz vücudunuzun bazı bölümleri hakkında çok olumlu hislere sahipken, bazı bölümleri hakkında aynı hislere sahip olmayabilirsiniz bu normaldir. Beden imgesi aynı zamanda vücudunuz hakkındaki hislerinizdir.

Birçoğumuz beden imgemiz ile mücadele ederiz. Bazen kendimiz ve bedenimiz hakkındaki bu duygularımızı anlamakta zorlanırız...


HIV / AIDS hakkında bilmemiz gerekenler / I. Artan

HIV virüsünü alan insanlar on yıl boyunca hatta daha uzun süre hiç bir belirti göstermeyebilirler. Bu virüsü taşıyıp taşımadığınızdan emin olmanın tek yolu HIV testi yaptırmaktır. 


Uykusuzluk ve Çözümleri / I. Artan


Yeterince uyuyamıyor musunuz? Yetersiz uyku sağlığınızı ve konsantrasyonunuzu etkiler yetişkin bir insan günlük 7-8 saat uyumalıdır.

Nasıl yaparsınız? Laptopınızı, cep telefonunuzu, PDAnızı yatak odanıza sokmayınız. Hala uyku problemleri yaşıyorsanız profesyonel yardım alınız. Uyku bozukluğu sorununuz olabilir.

 


Stress ve siz

Stresle Başedebilirsiniz / Çev. I. Artan

 

Günümüzün modern insanı günlük yaşam aktivitelerini sürdürürken, kalabalık kentlerin yaşam koşulları, çalışma ortam ve koşulları, sosyal yaşamın gereklilikleri, çevre ve toplum kaynaklarının yanlış kullanımı ve(ya) sınırlılığı, medya ve medyanın özellikle duyarlı insanları etkileyerek kazanımlar sağlamak amacıyla insanları tedirgin edebilen yayınları gibi faktörlerden dolayı evinde otururken bile sürekli gerilim yaşamaktadır. Yaşanan bu zorlanmalar insanların sadece psiko sosyal sağlığını değil fakat kalp ve damar bozuklukları, mide ülseri ve kanser gibi bir çok hastalığın kaynağı olarak fiziksel sağlığımızı da tehdit etmektedir. İşte bu sebeplerden günlük hayatta gergin, kızgın bir yaşam sürdürerek bireysel ilişkilerimizde, aile yaşamımızda ve her türlü sosyal yaşantılarımızda kendimiz ve çevremiz için tatsız, zevksiz, çekilmez ilişkiler yerine mutsuzluklarımızın, tedirginliklerimizin kaynaklarına yönelip onları anlayarak bu sorunlarla baş edebilmek için birtakım yöntem ve teknikleri kendi kendimize uygulayabilmemiz bakımından bu çalışmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.


  College Project: Concept of Power

Çiftlerarası ilişkide

Güç ve Kontrol / I. Artan

İnsan ilişkilerinde bir çok faktör rol oynar. İnsanların eğitim düzeyi, bağlı bulunduğu toplumun normları, kültürü, inanç ve değer sistemi vs.

Genellikle mutlu çiftlerde kişilik yapıları, karşılıklı saygı ve sevgi, ama en önemlisi güven ilişkisi ilişkinin heyecanını korumasında ve sağlıklı iletişimin sürmesinde çok önemli rol oynar. Özellikle sağlıksız ilişkilerde eşlerin her ikisinin de özgüvenlerinin düşük olması durumunda karşıdakine güvensizlik ayrı bir önem arz eder.

Bazen ne kadar çaba harcarsanız harcayın sağlıklı bir iletişim kurulamadığından, dolayısı ile de sorun doğru teşhis edilemediğinden tarafların birbirlerini gerçek anlamda anlamalarına fırsat kalmadan ilişki sonlanır. Bazen de gerçekten uygun bir seçim yapılmamıştır, eşler dikkate değer paylaşıma sahip değiller ve neticede ayrılmaları en doğrusudur.

Özellikle kandın ve erkek rol ayrımlarının belirgin olduğu toplumlarda güç ve kontrol ya da güç ve istismar çok daha yaygındır.

İstismarcılar şu bakımlardan partnerlerini kontrol etme hakkına sahip olduklarına inanırlar: