Güç
ve İstismar
İstismarı genel anlamda; güçlünün güçsüz üzerindeki psiko-sosyal ve
fiziksel baskısı ve güçsüzün istemi ve kontrolü dışında ondan
yararlanması şeklinde ifade edebiliriz.
Çocuk istismarı; fiziksel, cinsel ya da duygusal yön(ler)den
çocuğun ebeveynleri, bakıcıları ya da diğer insanlar tarafından
kötü davranışlara maruz kalmaları ya da ihmal ve suistimal
edilmesidir.
Çocuk istismarı; evlerde, okullarda (yatılı okullar başta
olmak üzere), bakımevilerinde (özellikle yatılı kurumlar),
kırsal kesimde arazide, sokakta ve hemen her yerde çocuk
istismarı olabilmektedir.
İstismar en belirgin şekilde güç dengesinin bozuk olduğu
ortamlarda yaşanmaktadır. Doğası gereği saldırgan olan insan
saldırganlığını dengeleyecek güçlü ve kararlı engellerle
karşılaşmadığı oranda gerek kendi gücüne olan inancını
pekiştirmek gerekse diğerleri üzerinde kontrol kurmak,
otoritesini pekiştirmek için kurbanını en sıra dışı ve en ilkel
bir şekilde istismar edebilir.
Günümüzde özellikle media ve internet sayesinde insanoğlu
kendi ilgi alanında sonsuz veriye ulaşabilmektedir. Dolayısı ile
ulaştığı bu materyaller sayesinde herhangi bir alanda kendi
bilgi ve becerisini arttırabileceği gibi eğilimine göre tamamen
gercekdışı, fanteziye yönelik alanlara kayarak toplum ve çevresi
için potansiyel tehlike de arz edebilir. İşte bu süreçte
yaşadığı toplum ve toplum düzeni önem arz eder. Sistem ne oranda
caydırıcı ise sapkın davranışlar o oranda kontrol altına alınır
ya da kontrolden çıkar. Etkin, kararlı, sistematik işleyen
yasalar varsa, adalet sistemi kişiye göre işlemiyorsa,
güçlü-güçsüz, silahlı-silahsız, zengin-fakir, ağa-çoban, aşiret
lideri-yanaşma gibi kavramlar yoksa, herkes eyleminden sorumlu
olarak hesap verecekse, yaptığının bedelini her şekilde
ödeyecekse, hiç bir güç buna mani olamayacaksa kim kimi istismar
edebilir? Şu an gündemde olan çocuk istismarları (bazı
bölgelerde ortaya çıkan) buzdağının görünen kısmıdır. Olay
birazcık irdelendiğinde, mağdurlar başka istismarlar yaşamadan
hayatları güvence altına alınarak onurları korunduğu taktirde bu
tür ihbarlar çok daha artacaktır. Olayın kararlı bir şekilde
üstüne gidilmesi, olaya karışanların hiçbir imtiyaza tabi
olmadan tamamının yasaların öngördüğü en ağır cezalarla
cezalandırılmaları, küçük yaştaki çocukların rehabilite
edilerek, cezadan çok uzman terapistlerce etkin ve yeterli süre
terapiye tabi tutularak topluma yeniden kazandırılmaları
gerekmektedir. Bu çocuklar gerektiği gibi rehabilite edilip
eğitilmedikleri takdirde yarın büyüyerek birer mafia elemanı
olarak topluma katılacak böylece devlet eliyle ve devlet
kontrolünde yeni suçlular üretilecektir.
Sorunları görmezden gelerek, yaşanmamış gibi var sayıp
üzerini kapamaya çalışmak, sorunların varlığını kabul ederek
bunları çözümleyip ortadan kaldırmaktan ve tekrarlanmaması için
gerekli tedbirleri almaktan çok daha ağır bir yüktür, bedeli de
daha ağır olur.

Çocuk Cinsel İstismarı
( Anneler - Babalar ve Bakıcıların
Dikkatine )

Çiftler arası ilişkide
Güç ve Kontrol
İnsan ilişkilerinde bir
çok faktör rol oynar. İnsanların eğitim düzeyi, bağlı bulunduğu toplumun
normları, kültürü, inanç ve değer sistemi vs.
Genellikle mutlu çiftlerde
kişilik yapıları, karşılıklı saygı ve sevgi, ama en önemlisi güven
ilişkisi ilişkinin heyecanını korumasında ve sağlıklı iletişimin
sürmesinde çok önemli rol oynar. Özellikle sağlıksız ilişkilerde eşlerin
her ikisinin de özgüvenlerinin düşük olması durumunda
karşıdakine güvensizlik özel bir önem arzeder.
Bazen ne kadar çaba
harcarsanız harcayın sağlıklı bir iletişim kurulamadığından, dolayısı
ile de sorun doğru teşhis edilemediğinden tarafların birbirlerini gerçek
anlamda anlamalarına fırsat kalmadan ilişki sonlanır. Bazen de gerçekten
uygun bir seçim yapılmamıştır, eşler dikkate değer paylaşıma sahip
değiller ve neticede ayrılmaları en doğrusudur.
Özellikle kandın ve erkek
rol ayrımlarının belirgin olduğu toplumlarda güç ve kontrol ya da güç
ve istismar çok daha yaygındır.
İstismarcılar şu
bakımlardan partnerlerini kontrol etme hakkına sahip olduklarına
inanırlar:
Devamı


Çocuk İhmal ve İstismarı
Tüm sosyoekonomik gruplarda çocuklar kötü muameleye maruz kalabilmesine
rağmen raporlar, istatistikler ve araştırmalar özellikle fakirler ile
dezavantajlılarda yaygın olduğunu göstermektedir. Aile içi şiddetin
özellikle fakir gruplar arasında çok daha belirgin olduğu bilinmektedir.
Devamı



DIT !.. Bu bir soygundur!
Şehirler büyüyüp kalabalıklaştıkça, toplu taşım sistemlerinin önemi
artamktadır. Jeton, bilet, akıllı bilet derken şimdi de akılı kart DIT.
Neymiş efendim amaç ulaşım hayatını kolaylaştırmak, trafiği rahatlatmak,
özel halk otobus firmalarının vergi kaçırmasını önlemek vs vs. Nesi yanlış
bunun hem büyük şehirlerde trafiğin nasıl olduğunu bilmiyor muyuz fena mı
olmuş, hem vergiden de kazancımız olacak diye düşünebiliriz, ama olay bu
kadar basit değil bence kimsenin niyeti de öyle hizmet üretmek falan
değil. Ortada büyük bir pasta var. Mesela bu kartınız yoksa özel otobüse
bile binemiyorsunuz. Kartın 2 TL maliyeti var size. Evet 2 TL ve istediğiniz
kadar para yükleyebiliyorsunuz kartınıza. Tabi her sefarinde biletle
uğraşmak zorunda değilsiniz kartınızda yeterli miktarda para yüklü olduğu
surece.. Her yola çıktığıızda kartınız yanınızda olmalı aksi halde yeni kart
almak zorudasınız. Ayrıca kartınızın tabi ki bozulması, kırılması, kaybolması
bunların hepsi tabi ki sizin sorununuz. Durum böyle olunca her aile yılda
ortalama 5-10 kart alacak ki bu açıdan bile bakıldığında en az 100 - 150
milyon TL yıllık kazanç artı her gün para yükletmek istemeyeceğinize göre
ortalama kişi başına 10 - 20 TL de süresiz olarak ve hiç bir getirisi
olmadan bankada tutulduğunu varsayarsak yaklaşık 700 milyon gibi nakit de
banka tarafından kullanılacak hem de hiç bir risk ve maliyet getirmeden.
Vatandaş asgari ücretle geçinemediği için günün 12- 16 saatini çalışarak
geriye kalan 8 saatini de borç muhasebesi derdinden uyuyamadan ömrünü
tüketirken birileri DIIIIIIIIIIIIT deyip götürüyor ötekilerden arta kalan ne
varsa.

Sosyal Hizmet Devletin Vatandaşına Borcudur
Türkiye’de sosyal hizmeti önemsemeyenler, göz ardı edenler toplumun
gelişmesini, kalkınmasını istemeyen insanlardır. Toplumdaki
aşırılıktan, dengesizlikten, yoksulluk ve kargaşadan nemalananlar
toplumda belli bir dengenin, huzurun, istikrarın oluşmasını,
gelişmesini istemeyenler sosyal hizmet mesleğinin ve bilincinin de
gelişmesini, kabul görmesini istemezler. Günümüzde teknoloji ve media
sayesinde insanlar dünyanın her yerinde olup bitenden anında haberdar
olabilmektedir. Dolayısı ile olup bitenleri daha farklı açılardan
görüp değerlendirebilmekte, geri kalmışlığın kader olmadığını, bir
şeylerin yanlış gittiğini, birilerinin bir şeylerin önünü kestiğini de
görebilmekte ve tepkiler ortaya koyabilmektedirler. Bu sebepten küçük
hesaplarla toplumun gelişiminin, kalkınmasının, birey ve toplulukların
tüm ülkenin imkan ve hizmetlerinden eşit olanaklarla yararlanmasının
önünü kesenler bilmelidirler ki çok yakında toplum bunun da hesabını
sorar.
Demokrasi insanların özgür iradesi ile topluma katkı sağlayarak
insan onuruna yaraşır hayat tarzını özümseyerek, benimseyerek yaşatan
en güzel yönetim ve yaşam tarzıdır. Toplum içinde tüm gruplara, inanç
ve yaşam tarzlarına eşit mesafede her birey ve topluluğun başkalarının
alanına girmeden, kimseyi incitmeden kendi inanç ve yaşam tarzını
sürdürmesinin de garantisidir. Bunun sağlanamadığı ortamlarda
demokrasinin varlığından söz edilemez.
Sosyal hizmet; kapitalist sistemde toplumdaki fırsatlardan çeşitli
sebeplerle etkin bir şekilde yararlanamayan kişi, aile, grup ve
toplulukların desteklenerek yeniden problemlerle baş etme
becerilerinin geliştirilip üretken hale getirilerek sisteme
kazandırılması yönünde yapılan profesyonel yardımlar bütünüdür. Bu
hizmetler sadece hizmetten yararlananları topluma kazandırmakla kalmaz
aynı zamanda kapitalist sistemin ayakta kalması için gerekli olan
azami düzeyde üretim ve ürettiği ürün ve hizmetleri tüketecek bir ek
yarar sağlar ki bu sadece ürünlerini pazarlamak için harcayacağı
masraflardan çok daha az bir maliyetle gerçekleşme gibi artı bir
kazanım sağlar.
Sosyal hizmetten yararlanan (müracaatçı) aldığı bu hizmet için
herhangi bir borçlanma, mahcubiyet duyma, bedel ödeme, kandırılma gibi
sorunlarla karşı karşıya kalmaz çünkü sosyal hizmet devletin
vatandaşına olan borcudur, hizmetlerin tüm maliyetleri devlet
tarafından karşılanır, hizmet alan kesimler de üretime katılarak
ödediği vergilerle devletin sürekliliğine katkıda bulunur. Tabi ki
bütün bu hizmetlere muhtaç olan kişi ve grupların tespiti ve yürütülüp
takip edilmesi de profesyonel meslek elemanları tarafından
yürütülmelidir.